BAUGO · Transcript · · Updated
HST1001 - 2.Hafta 2.Bölüm – Transcript
Video by BAUGO · Watch the original on YouTube
Summary
AI-generated from the transcript. Verify details against the source video.
- Osmanlı İmparatorluğu'ndaki 17. yüzyıl ıslahatları genel olarak askeri alanda ve asayişi sağlamaya yönelik gerçekleşmiştir.
- Taruncu Ahmet Paşa muhtemel gelirler ve giderlerin hesaplandığı bir bütçe yapmakla ün salmıştır.
- yüzyıldan itibaren batıdan askeri örnekler alınmaya başlanmış ve mühendishaneler kurulmuştur.

Use this video with Pro
Reading, copying and transcript downloads are free. Create saved AI results for this video with a signed-in Pro account ($9/month).
Transcript
Search ignores accents. All transcript text stays visible.
Şimdi Osmanlı İmparatorluğu'ndaki 17. yüzyıl ıslahatlarına baktığımızda genel olarak şu isimlerle başlatıldığını görüyoruz biz.
Genç Osmanlı'na başlayan bir ıslahat dönemi vardır. Ne yazık ki onun öldürülmesiyle sonuçlanmıştır. O zamanın tarihlerinde yazar ki isyancılar genç Osman'ın öldüğünü ıspat etmek için onun kulağını kestiğini yazar.
Evet Osmanlı ve kaynamelerinde öyle yazar. Ama bu fotoğraflarda gördüğünüz üzere genç Osman'ın mezarı 1969'da bir kez açılmak zorunda kalmış, sel olmuş o zaman.
Ve mezarında kafatasının olmadığı görülmüş ve anlaşılmış ki kafasını kesmişler ıspat olsun diye. Bir ibrettir Halife ve Padişah isyancılar o Halife ve Padişah'ı ona öldürüp de başkasını getirecekler ve ona Tanrı'nın vekili diye biat edecekler.
Ama öbürünün, bir öncekinin kafasını kestiler ya. Demek ki siyaset. Demek ki siyaset. E siyaset ne? Yönetime katılmak ve güç. Yönetime katılmak ve güç. Yine Büyük Alçı'nın dediğine geleceğiz.
Evet genç Osmanlı yazdı ki böyle bir hayatını kaybetti genç yaşta. Ondan sonra arkasından gelen dördüncü Murat döneminde ilk kez Padişahlar, devlet adamlarının da fikirlerini sormaya başladılar. Bu hataları, bu yanlışlardan ve bu yenilgilerden, bu buhrandan nasıl çıkılır diye.
Onun için işte o dönemin insanlarından Koçi Bey'in Risale'si önemli bir Risale'dir. Arkasından gelen ve Maliye bakımından önemli görülen Taruncu Ahmet Paşa'nın bir reformlar dilisi vardır. Taruncu Ahmet Paşa ise daha çok bir bütçe yapmakla ünsalmıştır. Yani önümüzdeki yıldan evvel bir bütçe yapılarak muhtemel gelirler ve giderlerin hesaplandığı bir bütçe.
Bütçe tabii ki böyledir diye düşünmeyin. Ondan evvel öyle değilmiş. Ondan evvel hazine var, masraflar var. Bir sene sonunda açık geldi. O zaman hazineyi hassadan genel bütçeye aktarma yapılırmış.
Tabi para bol olur hazinede evet harcarsın, sene sonunda artar harcarsın sorun yok. Ama biraz sonra yorgan bacağı kısa gelmeye başladığında ya yorganı uzatmanın yolunu bulacaksın ya da kısaltmanın yolunu bulacaksın.
Bak ya yorganı uzatacaksın ya bacağı kısaltacaksın. E biraz abartarak söyleyelim. Osmanlı Devleti bacağı kısaltmayı tercih etti. Arkasından gelen dönem ise bir devre adını veren Köprülü Mehmet Paşa'dır. Köprüler dönemidir.
Bu sülalede Köprülü Mehmet Paşa, arkasından oğlu Fazıl Ahmet Paşa, yine arkasından aynı aileden Köprülü Fazıl Mustafa Paşalar'ın hemen hemen asayiş odaklı ıslahatlarını görüyoruz.
Şimdi bu on yedinci yüzyıl ıslahatlarının özelliklerini bir toparlarsak bunların daha çok askeri alanda olduğunu ve asayişi sağlamaya yönelik olduğunu görürüz. Ve hala Batı'nın bu kalkınma ve gelişme süreci Osmanlı yönetiminde kavranmış değildir.
Batı'yı bir ret vardır yani. Batı'yı ret ederken de genel olarak nelerden hareket edilmektedir. Batı'daki hayat tarzının işte eğitim, öğretim, tarzının ekonomik üretim şekillerinin yanlış olduğu mevzu bayis edilerek değil.
Ne öderek? Batı batıldır. Efendim gavurdur. Onun bir şeyini almak da gavura benzemektir. Mantık budur. Yani dinsel siyasetle retledilmektedir. Batı bu dönemde retledilirken.
Yoksa Batı ateşli silahları, ordu düzenlerini, savaş tekniklerini, efendim ekonomik gelişme tarzlarını, sosyal cemiyet hayatını vesaire vesaire. Tenkid ederek bu iyi değildir. İşte denemiyor. Niye? E denemez çünkü zenginleşmiş ve güçlü.
Zenginleşmiş ve güçlü. O zaman ne kalıyor? Bunlar gavurdur. Onu olursa ona benzeriz ve dünyamızı da kaybederiz. Şimdi bu düşünce, bakınız 17. yüzyıl için söylüyorum, 1600'lü yıllar.
1908'de, 1909'da 30 bir ümart olduğunda farklı bir cümle mi dendi? Yok. O zaman gelince onu da anlatacağım ve o zaman onu anlatırken size buraya hatırlatacağım. Peki Cumhuriyeti reformları geldi. Çorumlu, iskili bir atıf hoca var.
Şapka meselesinde böyle mi dedi? O da böyle dedi. Aralarında 200 sene var, o da böyle dedi. Cumhuriyeti tepkiler kısmına geleceğiz. İkinci dönem derslerimizde. İşte Menemen ayaklanması, Doğu'da Şehzade ayaklanması filan diye.
Onlar niye yeni Cumhuriyete karşı ayaklandılar? Gavur, gavur hükümet. Gavurla iş birliği yapıyor. Bizi de onlara benzetti dediler. Yani bakın, 17. yüzyılda genç Osman'a, köprülürlere, hatta 3. Selim zamanında, Nizam-ı Cedet'e, 2. Mahmud'a net sözlerle muhalefet edildiyse,
meşrutiyette de aynı sözlerle muhalefet sürdürüldü. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde de muhalefete aynı sloganlarla sürdü. Öyleyse Cumhuriyeti konu çöksak görüyorsunuz. Bakın, nereden başlamamız lazım?
Nereden başlamamız lazım? Evet, böylece 17. yüzyılın ıslahatlarında koca bir yüzyıl geçmesine rağmen yüzyılın sonuna gelildiğinde bir mesafe alınamadı. Yani bir devamlılık, kurumsal manada da bir devamlılık görülmez.
Devlet adamları arasında da bir zihniyet değişikliği henüz görülmez. Bunun bir sebebi de asayişin ve ekonominin ön plana geçerek her şeyin üstünü örtmesidir. Öbür alanda alınacak tedbirle bek zamana masustur.
Ama vergi bugün hazineye gelmezse şu işi yapılamayacaktır. Onun için vergi gelecek. O bakımdan bu tür ihtiyaçların ön plana gelişi çağdaşlaşma yolunda bir zihniyet değişikliğinin önünde önemli bir engel olarak görülmektedir.
18. yüzyılı görüyoruz. Hemen arkasından lale devri bir ümit gibi görülmektedir. Hemen bu alanda bir zihniyet değişikliği var gibidir. Matbaa görünür. Yeni bir Matbaaday kitaplar basılmaya başlanır.
Tercümeler yapılmaya başlar. Çok önemli. Niye bir kitabı tercüme eder birisi? O kitabı yazan insanın zihinsel yapısını anlamak. Yani niye onu anlamak istiyorsun? Nasıl düşündüğünü?
Kendini ve dünyayı nasıl değerlendirdiğini anlamak istiyorsun? Onun için tercüme edersin kitabını. Ve onun için onun dilini öğrenirsin. Onunla konuşmak istersin, anlaşmak istersin. Onun için önemli bu tercüme yapma meselesi. Bu önemli bir unsur.
17. yüzyıldan önemli bir unsur. Fakat bu dönemde demin dediğim gibi Sultan üçüncü Ahmet'in önderliğinde başlayan lale devri reformları da yine dinsel siyasetin tepkisiyle sona ermiştir.
18. yüzyılın ikinci yarısına geldiğimizde Sultan birinci Mahmud, Sultan üçüncü Osman ve üçüncü Mustafa ve birinci Abdülhamid. Bu devrin padişahları. Bu devirde yapılan ıslahatları bu devirde yapılan ıslahatlarda yavaş yavaş batıdan örnekler alınmaya başlandığını görüyoruz.
Batıya anlamaya çalışmak ve batıdan nasıl problem çözüldüyse biz de onun gibi çözelim demeye başlandığını görüyoruz. Bu bir küçük zihinsel değişimin ifadesidir. Bu dönemde mesela mühendishaneler alınmaya başlar.
Yani mühendishaneler harbokulları. Niye o alanda başladı? Bak bu da çok ilginçtir. Bugün de Türkiye harbokullarında ve askeri eğitiminde çağdaş düzeni yakalayan bir ülkedir. Ama bakın hikayesi burada başlıyor.