BAU Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi · Transcript · · Updated
HUK1011 - Roma'da Hukuk ve Toplum - 3. Hafta – Transcript
Video by BAU Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi · Watch the original on YouTube
Summary
AI-generated from the transcript. Verify details against the source video.
- Roma idari teşkilatında magistralar, devletin icra organı olarak halk meclislerinin seçimiyle bir yıl için göreve getirilen yüksek dereceli görevlilerdir.
- Cumhuriyet devrinden intikal eden organ olan Senatus, cumhuriyet rejiminin aristokratik unsurunu temsil etmektedir.
- Halk meclisleri Roma halkının devlet faaliyetine katıldığı mekanizmayı oluştururken imperyum yetkisine sahip magistralar meclisi toplantıya çağırabilmektedir.

Use this video with Pro
Reading, copying and transcript downloads are free. Create saved AI results for this video with a signed-in Pro account ($9/month).
Transcript
Search ignores accents. All transcript text stays visible.
[Müzik] Herkese merhaba. 3. haftaya geldik. Eee, bugün Roma'nın idari teşkilatından ve onun önemli kurumlarından söz edeceğiz.
Konsürler, Magistralar, Senatus ve Halk Meclisi. Daha önceki derslerimizde de bu kurumların isimleri geçmişti zaten. Özellikle ilk üç siyasi döneme damgasını vuran kurumlar, son siyasi dönem olan Dominatus devrinde bu kurumlara rastlamıyoruz. Zaten anlatmaya devam ettiğimde bunu da tekrar ifade etmiş olacağız. Gelelim magistralara.
Magistralarla başlayalım. Magisalar devletin icra organı olarak faaliyet gösteren halk meclislerinin seçimiyle bir yıl için göreve getirilen yüksek derecedeki görevliler.
Şehir devleti olan Kivitas'ın idaresiyle yükümlüler. Kikero'yu hepiniz duymuşsunuzdur diye düşünüyorum. Genelde günümüzde çiçero diyoruz. Eee, muhtemelen çichero diye duymuşsunuzdur. Çiçero aslında İtalyanca telaffuzu. Çünkü İtalyancada c'nin yanına ince sesli geldiğinde çiğ olarak okuyoruz. Bazen sisero diyenler de var.
Frankafonlar zannediyorum öyle telaffuz ediyorlar. Eee, fakat daha önce de belirtmiştim. Latincede C harfi K olarak okunuyor. Dolayısıyla kikero demek daha doğru. Hatta Latince hocam adama açichero diye seslenirsen dönüp bakmaz.
Çünkü adamın adı Kikero demişti. Eee neden Kikero'dan bahsediyorum? Kikero magistranın konuşan kanun olduğunu söylüyor. Ya da tersten söyleyecek olursak kanunda sessiz bir magistra olarak anılabilir.
Ancak hemen belirtmeli. Eee bu konuda magistra günümüzdeki anlamıyla bir memur değil. eee bir devlet makamı, memuriyet makamı olarak gözükse de tam bugünkü anlamda memur olduğunu söyleyemeyiz. Bir şeref makamı yapılan iş için ücret alınmıyor. Görevinin gerektirdiği masrafların çoğunu kendisi karşılıyor.
Halbuki memurdan en önemli farkı bugün memurlar eee maaşla çalışan kişilerdir. Eee bu yüzden PEPlerin magistra olmaları pek kolay değil. Eee zira Pilep Patrisius sınıfından daha sonra da bahsedeceğiz. Daha evvel de geçmişti. Pilepler alt sınıfı oluşturan grup. Eee dolayısıyla maddi kaygı taşımayan kişilerin magistra olmaları
eee daha olası para almadıkları için. Magistra'ın geçici süre görevde bulunması da klasik anlamda bir memur olmadığını gösteriyor. Cumhuriyet devrinin sonlarına kadar genellikle bir yıl için seçilmişler. Üst üste aynı eee görev yapması, aynı görevi yapması mümkün değil. Kural olarak her makamda aynı yetkilere sahip iki magistra
bulunuyor. Bunların yetkileri birbirine eşit. Ancak aralarında bir iş bölümü yapıyorlar. Magistraların birbirlerinin kararlarını veto etme yetkileri var. Aslında iki kişi olarak atanmalarının önemli sebeplerinden biri bu.
Birbirlerini aynı zamanda denetleyebilsinler diye. Önemli işlerde magistralar birbirlerine danışıyorlar. Roma magistraları arasında hiyerarşik bir düzen ya da diğer bir ifadeyle altüst ilişkisi bulunuyor. Üst seviyede bir magistra alt düzeydeki bir magistranın aldığı kararı yasaklayabiliyor.
En yüksek magistralık makamı konsül. Çeşitli magistralıklar var. Hepsini tek tek anlatacağım. Konsülle başlayalım. En yüksek magistralık makamı dediğim gibi konsül. Konsül olabilmek için en alttan başlanması lazım hiyerarşide.
Bir yıllık görevi sona erince kanunlara aykırı hareket etmişse senatusa karşı sorumlu tutuluyor. Konsul toplumda saygınlık kazanmış kişilerin magistra oldukları biliniyor. Patricius Pilp sınıf mücadelesi bittikten sonra hukuken kağıt üzerinde her saygın Romalı magistra olabiliyor. Ama gerçek pek böyle değil. Hem cumhuriyet hem de ilk
imparatorluk devrinde itibarlı nüfuslu kişilerin eee magistra olduğunu görüyoruz. Uygulamada sıradan bir Roma vatandaşının magistra olması pek mümkün değil açıkçası.
Sadece senetus ve süvari zümrelerine mensup kişiler yani belli bir mal varlığına sahip Romalılar devlet hizmeti için akla gelebiliyorlar. Bunu kırmak adeta imkansız.
Ailesi içinde daha önce magistralık yapmış olanların seçilme şansı da daha fazla. Krallık idaresi yıkıldıktan sonra devletin işlerini görmek, kralda toplanmış yetkileri kullanmak üzere birçok magistralık oluşturulmuş. Ancak bu tabii hemen olmamış. Eee, bir günde olan bir durum değil. Krallık sona erdikten sonra önce konsürlük makamı,
daha sonra zaman içinde diğer magistralıklar ortaya çıkmış. Magistraların bir kısmı imperyuma sahip. İper yetkisine sahip. Peki imperyum nedir? Bu yetki neyi ihtiva eder? Devlet iktidarını fiilen kullanma yetkisidir diyebiliriz. Peki kapsamı nedir? Orduya komuta etmek. Buna bağlı olarak
vatandaşları askere çağırmak, düzeni sağlamak için emir ve ceza verebilmek, halk meclislerini toplantıya çağırmak, kanun teklif etmek bu kapsamda sayılabilir.
Bütün magistraların imperyum yetkisi yok. Dediğim gibi bir kısmının var. Hangilerinin var? Sadece konsül, prajör ve diktatör ismini verdiğimiz magistralar imperiyumu var. Yani üç magistr yetkiye sahip olduğunu görüyoruz. Diğerlerinin yok. Eee, gelelim konsule. Krallık rejiminin devrilmesinden bir müddet sonra Roma
devletinde iki konsulün görev yaptığını görüyoruz. İktidarlarının kalıcılığını önlemek için görev süreleri bir yıl ile sınırlanmış. Kral biliyorsunuz ölene kadar devam ediyordu. Ona bir e tepki olarak e görev süresinin sınırlandığını görüyoruz. Peki konsulü kim seçiyor?
Halk Meclisi seçiyor. Eee imperyum yetkisine sahip olduğunu az önce söylemiştim ve devlet işlerini yürütüyorlar. Konsulün yetkili olduğu konulardan bahsedecek olursak orduya komuta etmek gibi askeri işler, devleti yönetmek, praratörlük ihtas edilince yani kuruluncaya kadar yargı işlerine bakmak, halk meclisleri ve
senatusu toplantıya çağırmak, toplantılara başkanlık etmek, kanun tasarılarını meclise sunmak. Gördüğünüz gibi prajörlük makamı gelene kadar yürütme ve yargı işleri de birbirinden ayrılmış değil. Bu yetkiler aynı kişide daha sonra ayrılıyor. Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında konsullüler Patris sınıfından seçiliyor.
Milattan önce 367 yılından itibaren Pileplerin de konsül olabileceği kabul ediliyor ve milattan önce 342 yılından itibaren konslerden birinin PEP sınıfından geldiği görülüyor. Özellikle praritör ve kensör adını taşıyan yeni magistralıklar kurulunca daha önce konsulde toplanmış yargı, mali işler
yetkilerinin bazılarının bu yeni magistralara geçtiğini görüyoruz. Bu yeni düzenlemenin sebebi konsullülerin yükünü azaltmak olmakla beraber yetkilerin dağılması, Cumhuriyet idaresinde monarşik unsurun gerilemesini de sağlamış. Gelelim diğer bir magistralığa. Bunun adı da diktatör.
Magistralıklardan birinin adı diktatör olarak anılıyor. Eee ama istisnai zamanlarda görev yapan bir magistradır. Diktatör halk meclisi tarafından seçilmiyor. Konsulden farklı olarak. Ne zaman görev yapıyor? Roma'yı tehdit eden iç ve dış tehlikelerde kriz zamanlarında konsüllerden biri diğerini diktatör ilan
ediyor. Görev süresi ise 6 ay. Yani normal konsürden daha kısa bir süre istisnai bir görev olduğu için kısaltmışlar. Kendisini tayin eden konsulün görev süresinin bitmesiyle diktatörün de görev süresi sona eriyor. Diktatörün yaptığı işleri, aldığı kararları diğer konsulün veto etmesi mümkün değil. Yani yetkileri
daha geniş diyebiliriz aslında. Normal konsüle göre Cumhuriyet devri sonlarında uygulamadan kalkmış. Ancak bu terim yüzyıllar sonra tamamen zıt bir anlam kazanmış. Bugün de aslında Türkçede dahi kullandığımız bir terim ama Roma'daki magistralıktan daha farklı bir anlamı var. Diktatör aslında Latince dike fiilinden türemiş. Dikeyere de söylemek
demek. Hatta Türkçede de dikte etmek şeklinde bir fiil kullanırız. Tahmin ediyorum o da Latinceden geliyor. Aslında söyledikleri bir emir addedilen bir magistralık olduğunu söyleyebiliriz diktatörün.
Gelelim Pretöre'e. Diğer bir magistralık da Pritör. Pritörün Türkçesi yok. E maalesef Türkçeye çeviremiyorum. O yüzden pratör demek zorundayım. Pritör konsulden sonra gelen en önemli magistra. Bu magistralık milattan önce 367 yılında kurulmuş. Amaç yoğun devlet işleriyle meşgul olan, sık sık orduyla birlikte Roma'dan uzakta
kalan konsullülerin işlerini azaltmak. Onların yokluğunda aksayan hukuk düzeni ile ilgili meselelerle uğraşmak. Prörün gelişinden sonra konsullülerin elinde sadece ceza davaları ile ilgili görev ve yetki kalmış. Fertler yani normal kişiler arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarına ise Pritör bakmaya başlamış.