tubetranscript.io

BAU Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi · Transcript · · Updated

HUK1011 - Roma'da Hukuk ve Toplum - 6. Hafta – Transcript

Video by BAU Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi · Watch the original on YouTube

Summary

AI-generated from the transcript. Verify details against the source video.

  • Roma hukukunda en eski dönemlerde kadınların içinde yer aldıkları çatışmalar çoğunlukla sapkın dinsel davranışla bütünleştirilmiştir.
  • Augustus döneminde kabul edilen kanunla zina kamu suçu haline getirilmiş ve cinsel suçları yargılamakla yetkili özel mahkemeler kurulmuştur.
  • Romalı kadınlar siyasi yaşamda, yönetimde ve kamu görevlerinde yer alamamış, aynı zamanda oy kullanma hakkına da sahip olmamışlardır.
Video thumbnail: HUK1011 - Roma'da Hukuk ve Toplum - 6. Hafta
Source video on YouTube · Transcript generated automatically and may contain errors.

Use this video with Pro

Reading, copying and transcript downloads are free. Create saved AI results for this video with a signed-in Pro account ($9/month).

Transcript

Search ignores accents. All transcript text stays visible.

Herkese merhaba. Bugün Roma hukukunda kadından söz edeceğiz. Kadının durumunu anlatacağız. Öncelikle ceza hukukunda kadına Roma'da nasıl bakılmış? Ondan söz etmek istiyorum. Çağdaş hukuklardan farklı olarak Roma'da haksız fiil ve suç arasında kesin bir ayrım gözetilmemiş.

Ceza hukuku terimi klasik hukukçular için yabancı bir kavram. Bununla birlikte Roma'da en eski devirlerden itibaren kamu yararını ihlal eden suçlar ile sadece fertlerin yani kişilerin yararına aykırı olan fiiller ayrımı yapılmış. Zaman içinde yeni suç tipleri ortaya çıktığı gibi cezalarda da farklı uygulamalar gündeme gelmiş. Ceza hukuku

kavramlarında ilk imparatorluk döneminde başlayan değişiklik ve genişlemeler son imparatorluk döneminde de devam etmiş. Bu dönemin en belirgin özelliği cezai fiillerin sayısındaki artış ve sosyal yaşamın ceza hukuku kurallarıyla donatılması.

Roma'nın en eski dönemlerinde kadınların içinde yer aldıkları çatışmalar çoğunlukla sapkın dinsel davranışla bütünleştirilmiş. Roma'da Cumhuriyet döneminde devletin tam beş kez ISIS kültünü yasaklamaya kalkışması bir rastlantı değil. Diğer yandan Romalı evli kadınlar sık sık kocalarını zehirlemekle suçlanıyor.

Kaynaklarda milattan önce 331, milattan önce 184 ve 180 arasında olmak üzere birkaç yaygın zehirleme iddiasından söz ediliyor. Bu suçlamaların altında çoğunlukla salgın hastalıklar yatıyor.

Fakat birçok Romalı kadınların potansiyel katil olduğunu düşünüyor. Livius milattan önce 331'de çok sayıda evli kadının zehir hazırlama ve içirme işinden sorumlu tutulduğunu anlatır.

İhbar edilen kadınlardan 170'i suçlu bulunmuş. Hazırladıkları zehri içmeye zorlanan kadınların hepsi ölmüşler. Bu olaydan sonra zehir hazırlama ve içirme hakkında ilk defa bir kanunun hazırlanarak yürürlüğe girdiğini belirten Livius, bu olayın yalan olarak nesilden nesile aktarılan bir olay olmasından duyduğu mutluluğu ifade eder.

Ona göre meydana gelen ölümlerin nedeni hazırlanan zehir değil, salgın hastalık. Lilius'un ayrıntılı olarak anlattığı bu olay kadınların yargılanması süreci bakımından hukuken önem taşır. Kadınlar cezalandırılmaları için ailelerine teslim edilmek yerine kamu yargılamasına tabi tutulmuş ve cezalandırılmışlar.

Kadınların yaratılışları gereği doğru ile yanlış arasında ayrım yapamayacağı ve dolayısıyla cinayet ve zina gibi büyük suçlar dışında mahkum edilemeyeceği Bizans'ta dahi var olan bir hukuk anlayışı. Roma'nın en eski dönemlerinden itibaren kadının zinasının ve şarap içmesinin en ağır şekilde cezalandırılması gereken suçlardan

olduğu kabul edilmiş. Kaynaklarda Romulus'un kadının zina ve şarap içmesi dışında öldürülmesini yasakladığı belirtiliyor. Katon'un şarap içen kadının koca tarafından cezalandırılabileceği zina halinde yakalanmışsa öldürülebileceği şeklindeki ifadeleri aynı katı kuralların izlerinin cumhuriyet döneminde de devam ettiğini gösteriyor.

İmparatorluk döneminde dahi şarap içme en ağır cezayı gerektiren suç. Zira kadının şarap içmesinin saflığını zedeleyeceği zina yatkınlığına neden olduğu düşünülüyor.

Sadece kadınlara yönelik ve kadınlar tarafından işlenen suçlar için öngörülen cezalar sınırlı. Kadının ceza hukuku tarafından himayesine kaçırma ve ırza geçme dolayısıyla da rastlanır. Ancak Hristiyanlığın etkisiyle bu mesele ortaya oldukça geç çıkmış. Augustus döneminde Leksulia devi ile ölüm cezası verilen ırza geçme suçuna ilişkin olarak

eski hukukta özel bir düzenleme yok. Tartışmalı olmakla birlikte ırza geçmenin yuryalar arasında sayıldığı belirtiliyor. Matriyarkal yani anaya bağlı rejimin sürdüğü ilkel kavimlerde suç olarak kabul edilmeyen ırza geçme babaya bağlı yani patriyal rejimin yerleşip kadının tek kişiye ait olduğu düşüncesiyle

birlikte suç olarak kabul edilmiş. Lukretya ve Virginia'nın hikayelerinde suçlulara yönelik bir cezadan söz edilmiyor. Roma'nın eski kaynaklarında Appius Claudius Virginia isimli köle kız kendisini reddedince kızı kaçırıyor.

Adamlarından birisinin kızın köle durumunda olduğunu iddia etmesi için dava açtırıyor. Hakim olarak Apius Claudius kızın köle olduğuna karar vermek üzere iken kızını ona teslim etmek istemeyen baba kızını onun gözleri önünde öldürmüş. Bu olay halkın 10 kişilik hükümete karşı ayaklanmasının başlangıcı olmuş.

Milattan önce 449 yılında, milattan önce 509 yılında gerçekleşen daha önceki derslerimizde de bahsettiğim olay ise Roma Krallığın'ın devrilmesinde rol oynamış. Hatırlatmam gerekirse Lucretia isimli kadın kral Tarkinius Süperbus'un oğullarından birinin tecavüzüne uğrayarak intihar etmişti. Ünlü Alman hukukçu Yering, eski çağın Roma

kanlarının zengin sınıfın menfaatlerini açık bir şekilde korumakta olduğunu, konumuz açısından ilgi çekici ve çarpıcı bir örnekle belirtiyor. 12 Levha Kanunu devrinde ırza geçme suçunun bir inurya olduğunu kabul eden Yering, kanunda ırza geçme suçundan söz edilmemesini bunlar için ağır bir ceza vermeye ihtiyaç hissedilmemesine bağlamış.

Aileye hürmet fikri asil sınıfın kadın ve kızlarını tecavüzden koruyor. Tehlikeye maruz kalan zenginin evinde mankipiyum durumunda olan genç kızlar. Aile evladına yapılan Inurya'nın aile babasına da yapılmış olduğunun kabul edilmesinde olduğu gibi evli kadına yapılan Inyuria'nın da kocasına yapıldığı kabul ediliyor. Evli kadın

kendi babasının hakimiyetinde ise kadının maruz kaldığı Inyurya kendisine, babasına ve kocasına yapılmış sayılmış. erkek açısından nişanlısının maruz kaldığı Inyuryaada kendisine yapılmış sayılıyor.

Milattan önce 18'de Ağustos tarafından kabul edilen cinsel suçları ortadan kaldırmayı ve aile kurumunu düzenlemeyi amaçlayan kanunun sonuç bağladığı olaylar kadınlarla ilgili ve erkek kadına göre bu kanunda çok daha avantajlı.

Roma toplumu en eski dönemlerden itibaren evli kadının evlilik dışı ilişkilerine karşı olmuş ve ağır yaptırımlara bağlamış. Ancak bu yaptırımlar Ağustos dönemine kadar törelere ve aile hukukuna tabi iken kabul edilen kanun ile zinanın kamu suçu haline getirildiği ve cinsel suçları yargılamakla yetkili özel mahkemelerin

kurulduğu biliniyor. Diğer yandan koca karısının zinasını öğrenir öğrenmez onu boşamak durumunda. Aksi halde kendisi de cezalandırılıyor. Dinadan dolayı mahkum olan kadın bir adaya sürgün edildiği gibi boşandıktan sonra hür bir Romalı ile evlenemez.

Mallarının üçte birine ve dostun yarısına el konacağı kabul edilmiş. Ayrıca infamis yani şerefsiz ilan ediliyor. Zaman içinde Augustus'un yapmış olduğu düzenlemelerde toplumsal yapının değişimi ile birlikte farklılıklar olmuş. Hristiyanlıkla birlikte cezalar ağırlaştırılmış. Kamuya karşı suç olarak kabul edilen zinanın

yalnızca mater familyası olan bir kadın tarafından işlenebileceğini kabul etmişler. Köle kadınlar, fahişeler, genel ev işletenler, aktrisler ve konkubina olarak yaşayan kadınlar söz konusu olduğundaysa fiil cezalandırılmıyor.

Bu durumda erkekler için kendisine zina atfedilmeyen kadınlar ile ilişkiye girmek tercih edilebilir bir durum olduğu gibi kadınlar kendilerine Lex Yulia'nın ağır cezalarından koruyabilmek için fahişe sayılmayı bile göze almışlar.

Zina işleyen kadınların kendilerini yargılamadan kurtarabilmek için düşük ahlaklı kadınların arasında göstermek istemeleri Lexül'nın nasıl bir toplumsal bölünmeye yol açtığının somut bir göstergesi.

Mater familiyas kavramının bir dizi farklı kullanımları mevcut. Gerçek anlamı tam olarak aydınlatılmamış. Manus altındaki kadın, Sui Yuris kadın, evli kadın veya Pater Familyas'ın karısı anlamlarında kullanılmış. Dolayısıyla mater familiyasının açık ve kesin bir hukuki anlamı olduğundan şüphe edilebilir. Roma'da saygı duyulan kadın mater familiyas denilmeye hak kazanır

çünkü şereflidir. Bu açıklamanın yer aldığı kaynaklar edebi metinler daha çok. Hukukçular ise aksine bir tanım vermemiş ve bunun bir örf ve adet meselesi olduğunu belirtmişler.

Köleler, fahişeler, yabancılar, zina suçu işleyen ve bu nedenle saygınlıkları olmayan kadınların kesinlikle bu kategori içinde yer alamayacakları da belli.

Herhangi bir tarihsel dönem ve mekanda kadınların saygınlığı meselesi incelendiğinde aslında durum çok da karmaşık değil. Ulpianus digestada bir metinde bir kadının mater familyası olarak nitelendirilmesinde davranışlarının belirleyici rol oynadığını söylüyor. Evli, boşanmış, dul, çocuklu ya da çocuksuz olmasının ya da özgür veya azatlı olmasının o kadar

Frequently asked questions

Kadınların oy kullanma hakları bulunmamaktadır ve siyasi faaliyetlerin içinde yer almamaları beklenmektedir.

Zina kamu suçu haline getirilmiş, bu suçları yargılamak için özel mahkemeler kurulmuş ve zina nedeniyle mahkum olan kadın bir adaya sürgün edilmiştir.