BAU Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi · Transcript · · Updated
HUK1011 - Roma'da Hukuk ve Toplum - 4. Hafta – Transcript
Video by BAU Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi · Watch the original on YouTube
Summary
AI-generated from the transcript. Verify details against the source video.
- Roma hukukunda tüzel kişi kavram ve tanımına rastlanmamakta olup Romalılar tanım yapmaktan kaçınmışlardır.
- Roma'da köleler ne kamu hukuku ne de özel hukuk haklarını elde etme yeteneğine sahip olmayıp eşya statüsünde yer almışlardır.
- Roma hukukunda hak ehliyetine sahip olabilmenin özgür olmak, Roma vatandaşı olmak ve baba egemenliği altında bulunmamak şeklinde üç koşulu vardır.

Use this video with Pro
Reading, copying and transcript downloads are free. Create saved AI results for this video with a signed-in Pro account ($9/month).
Transcript
Search ignores accents. All transcript text stays visible.
[Müzik] Herkese merhaba. 4. haftada kölelikten ve eee ona bağlı olarak Roma vatandaşlığından söz edeceğim. Günümüz hukuk düzenlerinde kendilerine kişilik
tanınan ve hak ehliyetine sahip olan varlıkların başında insanlar gelir. Bir insanın kişi sayılmaması günümüz hukuku için artık mümkün değil. Hukuk düzenleri tarafından kişi sayılan insanlar gerçek kişi olarak kabul edilir. Hukuk tarihi erken sayılabilecek bir dönemde insan dışında başka varlıkların da hakların taşıyıcısı ve borçların yükümlüsü
olabileceğini görmüş. Bunun nedeni insanların ömrünün veya gücünün sınırlı olması ve bu sınırlığın bazı amaçların gerçekleştirilmesini engelleyeceği düşüncesidir. Bu yüzden hukuk insan dışında başka varlıkların da kişi sayılması gerektiği düşüncesine yönelmiş. İnsanlar dışında politik ve toplumsal bazı organizasyonların,
bazı varlıkların hakların taşıyıcısı ve borçların yüklenicisi olması olgusu antik döneme ait olmakla birlikte teorisi 19. yüzyıl hukuk bilimi tarafından oluşturulmuş. Günümüz hukuk anlayışına göre insanın kişi sayılması doğası gereğidir. İnsan dışındaki diğer varlıklara kişilik tanınması ise belli bir hukuki yapının iradesine tabi.
Bunlar hukuk düzeni tarafından kişi hükmünde olarak kabul edilen varlıklar. Kimdir bu varlıklar diyecek olursanız tüzel kişilerdir ya da hükmi şahıs da diyebiliriz.
Tüzel kişi birden fazla gerçek veya tüzel kişinin belirli bir amaç için bir araya gelmeleri veya belirli bir mal topluluğunun devamlı bir amaca özgülenmesiyle ortaya çıkar. Buna göre tüzel kişiler kişi topluluğu ya da mal topluluğu şeklinde olabilirler. Tüzel kişiler kamu hukuku ve özel hukuk tüzel kişileri şeklinde de ikiye ayrılır. Özel hukuk tüzel kişilerine örnek vermek
gerekirse dernekleri ve vakıfları söyleyebiliriz. Dernek en az y gerçek ya da tüzer kişinin hukuk düzeni tarafından yasaklanmamış meşru bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmesiyle kurulur. Kuruluş için gerekli şartlar tamamlanmışsa kendisini kuran kişilerden bağımsız olarak dernek kişilik kazanır. Hak sahibi olabilme ve
borç altına girebilme ehliyetini yani hak ehliyetini elde eder. Dernek derneği kuran gerçek veya tüzel kişilerin kişiliğinden farklı bir hukuk süjesidir. Kendisine ait mal varlığı vardır ve bu mal varlığı kendini oluşturan gerçek kişilerin mal varlığından ayrıdır. Tıpkı gerçek kişiler gibi hak sahibi olabilir, borç altına girebilir, onlara karşı dava
açılır ya da onlar kendi adlarına dava açabilir. Derneğin hakları ve borçları onu oluşturan fertlere değil, bu fertlerden bağımsız bir kişiliğe sahip olan derneğe aittir.
Belirli bir malın ya da mal topluluğunun hukukun öngördüğü şartlara uygun olarak belli bir amaca tahsis edilmesi eee vakıf olarak isimlendirilir. Vakıflar da kendilerini kuran kişilerden bağımsız bir kişiliğe sahiptirler.
çoğunlukla hayır veya insanlara yardım amacıyla kurulur. Vakıflar resmi olarak düzenlenmiş vakıf senedi yani noterde düzenlenmiş bir vakıf senedi ya da vasiyet olabilir ve yetkili mahkeme tarafından vakıf siciline tescile karar verilmesi üzerine kurulur. Roma hukukuna gelecek olursak çok sayıda insanın ya da genelin
ortak menfaatlerini gerçekleştirmek üzere bir birliğe kişilik tanınması gerekliliği antik dönemlerden itibaren var olmuş. Roma hukukunda tüzel kişi kavram ve tanımına rastlanmıyor.
Romalılar kavramlaştırmadan ve tanımlamadan kaçındıkları için bu doğal bir durum aslında. Romalılar her konuda tanım yapmaktan her zaman kaçınmışlar. Şöyle diyorlar: "Tanım yapmak tehlikelidir. Zira bu tanımlardan değişmeyecek olan çok azdır. Tanımın kısıtlayıcı ve geneli gelişimi engelleyici olduğunu düşünüyorlar.
Konuya dönecek olursak digestada bir metin var. Köleye veya aile evladına verilen küçük bağımsız mal varlığı ki ona pekulum diyoruz. doğan, büyüyen, azalan ve ölen bir insanla karşılaştırılmış.
Burada peculium bir insanın yani gerçek kişinin rolünü oynuyor. Tüzel kişi kavramına başlangıç oluşturan metinlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu metinden hareketle postklasorlar belirli bir amaç için bir araya gelen birden fazla insana veya devamlı bir amaca özgülenen belirli bir mal topluluğuna kişilik tanınabileceğini kabul etmişler. Böylece tüzel kişi
kavramı ilk olarak postklasatör bortolus tarafından kullanılmış. Teorisi ise pandek hukukçuları tarafından geliştirilmiş. Yani Roma'dan çok sonraları. Roma dönemine ait kaynaklar incelendiğinde birliği ifade etmek üzere corpus ve universitas kavramlarının kullanıldığını görüyoruz. Klasik hukuk dönemi metinlerinde korpus hukuken ve
kavramsal olarak birlik arz eden ve organları aracılığıyla hareket eden insan toplulukları demek. Üniversites ise gene bu dönemde kamusal insan birliklerini ifade etmek için kullanılmış.
Ytinyanus döneminde üniversitas kavramı hem özel hukuk hem de kamu hukuku kökenli her türlü insan ve mal topluluğunu ifade etmek için kullanılıyor. Çünkü universitas singulinin yani tekilin karşıtı birden çok olanın bir araya gelerek oluşturduğu topluluğu ifade eder. Yapay bir yapı olarak universitas kendi kendine hukuki
işlem yapamaz. amacını gerçekleştirmek için organlara ihtiyaç duyar. Bu organlar birliğin faaliyetlerini yürütmesi için oluşturulurlar ve birliğin münferit üyeleri için faaliyette bulunmazlar.
Birlik alacaklı ya da borçlu sıfatını taşıyabilir. Mülkiyet hakkını elde edebilir. Kamusal amaçlar için bir araya gelen üyeler birleşiminden ve fakat onlardan farklı bir hukuk süjesinin varlığı Corpus Habet ifadesiyle dile getirilmiş. Roma'da tüzel kişi olarak nitelendirebileceğimiz varlıklar asıl olarak kamu hukuku alanında ortaya çıkmış. Özel hukuk alanındaki tüzel
kişilerin hukuken ortaya çıkışları daha sonraki dönemlere ait. Kamu hukuku alanındaki birliklerin başında her şeyden önce Roma devleti, respublika, kolonya ve munkipumlar geliyor.
Kolonya terimi daha önce de geçmişti. Kolonya sistemi Roma şehir devletinden uzakta bulunan ve sınırlarda yer alan bölgelere fakir Romalılar ve Latinlerin yerleştirmesi suretiyle oluşturulmuş yerleşim birimleri. Fakir halkın topraktan yararlanması ve böylece bu bölgelerin korunması sağlanmış. Bu bölgeler yönetsel ve yargısal anlamda
bağımsız. Kendi magistraları ve meclisleri var. Ayrıca kolonya'da yaşayan halk Roma vatandaşı kabul ediliyor. Munkipiyiumlar ise Roma kenti ve yurttaşlığı verilerek Roma'nın korunması altına alınmış, içişlerinde serbest, siyasal ve yargısal özelkliğe sahip İtalya'daki yerleşimlere verilen isim.
Buralar merkezden yönetilmeleri güçleştiği için Roma'dan gönderilen ya da kendi içlerinden seçilen bir magistranın başkanlığı altında kendi kendilerini yöneten yeni alınan yerler.
Munkipiyumlar Kivitas yani şehir devleti değil. Evlenme ve ticaret yapma hakkı dahil bir Roma vatandaşının sahip olduğu özel hukuk haklarına sahipler. Roma devletine vergi vermek ve asker gönderme yükümlülükleri var. Topraklar Roma Devletine ait tribus içerisinde yer almadıkları için oy kullanma hakları ve Roma şehir devletinde magistra olma
hakları bulunmuyor. Günümüzdeki belediyenin de kökenini oluşturduğunu söyleyebiliriz. Şimdi gelelim hak ehliyeti kavramına. Eee, Roma hukukunda kişi sayılabilmenin yani hak ehliyetine sahip olabilmenin üç koşulu var. Özgür olmak yani köle olmamak ki bugün en çok bunun üzerinde
duracağız. İkincisi Roma vatandaşı olmak yani yabancı olmamak ve üçüncüsü baba egemenliği altında bulunmamak. Yani aile evladı Ali Yeni Yüris olmamak. Bunu daha sonraki haftalarda konuşacağız.
Öncelikle özgür olmak koşulunu anlatmakla başlayalım. Roma'da insanlar özgürler ve köleler olmak üzere ikiye ayrılıyor. Köleler ne kamu hukuku ne de özel hukuk haklarını elde etme yeteneğine sahipler.
Özgür insanların hizmetinde olan ve mal olarak kullanılan insanlar. Köleler hakkın sahibi değil. Ancak hakkın konusu olabiliyor. Örneğin bir köleyi satabilirsiniz. kiralayabilirsiniz, bağışlayabilirsiniz.
Tamamen eşya statüsünde yani bir masa, şu masa gibi sandalye gibi düşünün. Taşınır bir eşya statüsünde. Köleliğin olmadığı bir dünya tasavvuru antik çağa çok uzak. Antik eee halkların hepsi gibi Romalılar da köleliği kabul ediyor. Doğal hukuktan etkilenen digestada Ulpianus'a ait metinlerde doğal hukuk gereğince bütün insanların