tubetranscript.io

BAU Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi · Transcript · · Updated

HUK1011 - Roma'da Hukuk ve Toplum - 2. Hafta – Transcript

Video by BAU Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi · Watch the original on YouTube

Video thumbnail: HUK1011 - Roma'da Hukuk ve Toplum - 2. Hafta
Source video on YouTube · Transcript generated automatically and may contain errors.

Use this video with Pro

Reading, copying and transcript downloads are free. Create saved AI results for this video with a signed-in Pro account ($9/month).

Transcript

Search ignores accents. All transcript text stays visible.

[Müzik] Herkese merhaba. Geçen hafta Roma'nın siyasi dönemlerini anlatmaya başlamıştım. Bugün ikinci haftamızda krallık dönemine kaldığımız yerden devam edeceğiz. En son krallık döneminde

siyasal yapıyı açıklamıştım. Şimdi de krallık döneminde hukuktan söz edeceğim. Krallık döneminde Roma hukuku ağırlıklı olarak yazılı olmayan hukuk nonnson scriptum diyoruz. örf ve adet huku biçimindedir. Örf ve adet hukukunun yaratıcı kaynakları halktır. Eee örf ve adet hukuku kuralları yetkili bir organ tarafından yapılmış ve yayımlanmış olmayan, kaynağını toplumdan alan,

toplum yaşamının akışı içinde kendiliğinden oluşmuş olan yazılı olmayan kurallardır. Genellikle ahlakın özelliklerini gösterir. Ahlakın bir görünüm biçimidir de diyebiliriz. Eski hukukların hepsinde olduğu gibi Roma hukuku da örf ve adet hukuku, töre ya da gelenek hukuku şeklindedir. Gelenek hukukunun ilkel toplumlar bakımından geçerliliğinin temel nedenini bir

davranış daha önce geçmişte belirli bir biçimde yapıldığı için o davranışın gelecekte de aynı şekilde yapılmasının gerekli olduğu doğrultusundaki inanç oluşturur. geçmişten gelen bir yaşam alışkanlığını devam ettirme isteğidir.

Aslında nitekim Romalılar yeniyi benimsemekle birlikte geçmişle olan bağlarında koparmak istemeyen bir süreklilik duygusuna sahiplerdi. Çünkü onlara göre geçmişin değerleri korunduğu takdirde ancak geleceğe güvenle bakılabilirdi. Digesta Paulus'a ait bir metin var. şöyle diyor: "Bu hukuka çok büyük bir saygı ile uyulur. Çünkü halk bu hukuku yararlı ve haklı olduğu

inancıyla benimsemiştir. O nedenle de bu hukukun yazılı olmasına gerek yoktur." demiş. İnsanların toplum halinde yaşarken uydukları davranış kurallarının toplumsal alışkanlıklarının bir bölümü olması gereken uyulması zorunlu olan boyutunun eklenmesiyle norm kimliğini kazanır. Gelenek hukuku kuralı haline gelir. halkın yaşayışından kaynaklanan halk arasında toplumsal yaşamı

kolaylaştırdığı düşüncesiyle sürekli uygulanan, kendisine uyulması gerektiği hususunda toplumda ortak bir inanç oluşan, insanlarda başka türlü davranmanın olanaksız olduğunu düşündüren bir yaptırıma bağlanan ve yazısız olan kurallar örf ve adet hukuku kurallarıdır diyebiliriz.

Bir kuralın örf ve adet hukuku kuralı olarak kabul edilebilmesi için nasıl olması gerekir sorusunu sorarsak şunlar söylenebilir. Birincisi sürekli uygulanagelmiş olmalı. İkincisi uygulama konusunda bir tutarlılık olmalı.

Üçüncüsü genel ve yerleşik bir uygulama bulunmalı. Dördüncüsü, bu uygulama ne zaman, uygulamanın ne zaman başladığı belli olmayan uzun bir süredir devam edeelen eee bir uygulama olmalıdır. Yani diyebiliriz ki toplum üyelerinin büyük bir bölümü belli bir davranış modelini uzun süreden beri benimsemişse bir örf ve adet kuralının oluştuğu söylenebilir.

Ancak süreklilik tek başına yeterli olmaz. Ayrıca bu davranış kuralına uymanın zorunlu olduğu biçiminde genel bir inancında yerleşmesi gerekir. Örf ve adet kuralının zorla uygulanmadığına, kuralın haklı olduğuna, iyi ve doğru olduğuna toplum üyelerinin inanması gerekir. Ayrıca uyulmaması halinde bir yaptırımla karşılaşılacağına dair genel bir inanç da olmalıdır. Bu genelin

içerisinde hukuk uygulayıcıları da bulunmaktadır. Yani hukuk uygulayıcıları böyle bir inanca sahip değilse bu davranış biçimi hukuk normu olarak kabul edilemeyecek demektir. Örf ve adet hukukunu sıradan alışkanlıklardan, öteden beri ola gelen davranışlardan yani teammüllerden ayırmak gerekiyor. Teamül bir şeyin aynı şekilde yapılmış olmasından kaynaklanan

rahatlıkla bireylerin bilinçli olarak uydukları ve daha ziyade belirli meslek alanlarına özgü davranış kuralları. Gençlerin, geçen hafta gençlerden söz etmiştik. Bir araya gelerek oluşturdukları kivitas yani şehir devleti yuskivili olarak adlandırılan bir hukuk düzenine sahip. Bu hukuk Gens mensubu olan ve soylu sınıfı oluşturan Patriciusların birbirlerine karşılı

olarak tanıdıkları ve kabul ettikleri haklardan oluşmuş. Yuski bile Romalıların nereden geldiklerini bilmedikleri, bilmelerine de gerek duymadıkları ataların adetlerine dayanan hukuk kurallarından oluşuyor.

Bu bağlamda bu dönemde Roma hukukunun en önemli yaratıcı kaynağı halkın kendisi. Yürürlük kaynağı da örf ve adet hukuku. Ancak bu hukuk o dönemde sadece Patrisusların örf ve adetlerine dayanıyor.

Ayrıca bu hukukla ilgili esasları topluma dahil olan herkes değil sadece Patrisiuslar ve özellikle de bu sınıfa mensup Pontifx adı verilen rahipler biliyor. Gelelim kanunlara.

Bu dönemde imperyuma sahip olan tek magistra kral. Yasama ve yargılama alanında da her türlü yetkiye sahip. Ancak kral yetkilerini daha çok kamu hukuku alanında kullanmış, özel hukuk alanına müdahale edebilecek, örf ve adet hukukunu değiştirebilecek kanunlar yapmaktan kaçınmış. Krallık döneminde kral tarafından çıkarılan kanunlar reges reggayi olarak adlandırılıyor. Bu

dönemde kralın yasama alanındaki faaliyeti özel hukuka doğrudan etkili bir kanun çıkarması şeklinde değil. Kamu hukukuna ilişkin kanunların özel hukuku dolaylı olarak etkilemesi biçiminde gerçekleşmiş.

Bununla birlikte krallık döneminde sayıları az olmakla birlikte gelenek hukukunu yazılı hale getiren kanunların bulunduğunu kaynaklar yardımıyla söylemek mümkün. Kral ve rahip hukukçular eskiden beri Roma halkının uyduğu kurallar ile uyulması mantıklı olan ve Kivitas'ın yararına olan davranış kurallarını yaptırıma bağlayarak gelenek hukukunun gelişimini sağlamışlar.

Bu dönemin diğer bir yaratıcı kaynağı Patricius sınıfından oluşan rahip hukukçular. Az evvel de adı geçti Pontifeks'ler. Tüm ilkel toplumlarda olduğu gibi Roma'da da kendisine uyulmak zorunda olduğuna inanılan gelenek hukuku kuralları ile din kuralları içe geçmiş.

Gelenekleri ve din kuralları yazı ve takvimi en iyi bilen, toplumun en bilge kimseleri olarak kabul edilen rahipler bu dönemde hukuk alanında da doğal olarak etkinler. Hukuk rahiplerin elinde olduğu için verilen her kararda tanrılarla bir bağlantı kurulmakta ve dolayısıyla da sözler önem taşıyor.

Her yıl rahipler sınıfından bir rahip bireylerin hukuki sorunlarını çözüme kavuşturmak amacıyla belirleniyor. Bu rahip hukukçular yürürlükte olan hukuk kurallarını yorumluyor. Eee açıklıyor ki buna interpretare denir. yorumladıkları hukuk kurallarına dayanarak hukuki işlemleri biçimlendiriyorlar, geliştiriyorlar ve buna da kaverere ismi verilmiş. Hukuki sorunlara ilişkin görüş

bildiriyorlar. Bu da responderedir. Eee, İngilizcedeki bazı sözcüklerle benzerlik taşıyor dikkat ederseniz. Ayrıca hukuk eserleri de yazıyorlar. Rahip hukukçular bu hukuki faaliyetleri sonucunda dolaylı olarak hukuk yaratmışlar ve hukukun gelişimine önemli katkılar sağlamışlar. Çünkü görüşleri, eserleri, yorumları ve cevapları bir hukuk kuralı olarak algılanıp uygulanmış.

Rahipler Patrisuslar arasından seçildiği için hukuk halka kapalı. Toplumun bütün kesimlerinin hukuk bilimiyle uğraşması söz konusu değil. Elbette krallık dönemi için konuşuyorum. Patris sınıfından rahip hukukçular pilepleri soylu sınıfa tabi kılmak için eee rorumlarını, görüşlerini arşivlerinde saklamışlar.

aslında hukuk uygulamasını gizli bir sanat olarak eee görüyorlar. Bu kapalılık Patris sınıfı leyhine imtiyazlar sağlayan bir hukukun doğmasına yol açıyor. Pleb sınıfının ise hukuku öğrenmesinin önüne geçmiştir. Eee hukukun adil bir şekilde uygulanabilmesi için eee aleniyet gereklidir. Bu da tabii eee Patris sınıfından olan pontifxlerin engel olduğu bir durum yaratmış.

Eee, şimdi gelelim krallık döneminin sona ermesine. Nasıl sona ermiş? Kral Tarkinius döneminde şehirde despotik bir yönetim kurulmuş. Tarkinus eee, kral halk meclisi, senato şeklinde biçimlenen geleneksel yönetim anlayışının dışına çıkarak ülkede tek güç olarak kendini görmeye başlamış. Halk Meclisinin ve Senaton'un görüşünü ve onayını almadan,

var olan kanunları dikkate almadan şehri kendi istediği gibi yönetmeye başlıyor. Kendi kanunlarını uygulayabilmek için şehirde zulüm ve şiddet uygulamış, iktidarı için tehlike oluşturabileceğini düşündüğü vatandaşları öldürtmüş ve mallarına el koymuş. Bu durum hem Patricius hem de Pilp sınıfı arasında hoşnutsuzluk yaratarak sınıfları birbirine yaklaştırmış.

Sonuç olarak krallık yönetiminin ortadan kaldırılması gerektiği yönünde bir eğilim ortaya çıkmış. Genişleme eğilimi taşıyan Tarkinus, İyon krallığına ait olan Kum bölgesine saldırmış. Bu bölgeyi almak için girişilen savaşta İyonlarla birleşen Latin halkı Etrüskeri yenilgiye uğratmış. Platinlerle Etrüskler arasındaki savaşta Tarkinius'un oğlunun

Patricius sınıfından bir kadına tecavüz etmesi ve onun da intihar etmesi üzerine Brutus ve Kollatin isimli şeflerin komutanlığı altında bir araya gelen Roma halkı ayaklanmış. Askeri güçlerin de desteğiyle Roma'da isyan başlamış. İsyan sonucunda Tarkinius tahttan indirilerek ailesiyle birlikte şehirden uzaklaştırılmış.

Olay tarihçi Livius tarafından şöyle anlatılıyor. Milattan önce 509 senesinde Ardea kuşatması sırasında içkinin de etkisiyle Sektus Tarkinius ve Tarkinius Colatinus eşlerinin ifeti konusunda rekabete giriyorlar. Coletinus eşi Lukretia'nın namusu hakkında konuşmaya dahi gerek olmadığını söylüyor. Hepsi haber vermeden Roma'ya hareket ediyorlar

ve diğer kadınlar ziyafetlerde alem yaparken Lukretya'yı gayretli bir şekilde yün örerken buluyorlar. Lukretya'nın ifetinden ve güzelliğinden etkilenen Sektus Colatinus evde değilken evine gider ve Lucretio tarafından misafir edilir. Gece Lucretio'nın yatak odasına girer, kılıcını çeker ve ses çıkarmaması halinde onu öldürmekle tesis eder.

Frequently asked questions

Krallık döneminde Roma hukuku ağırlıklı olarak yazılı olmayan örf ve adet hukuku biçimindedir.

Oniki Levha Kanunu, Patricius ve Plep sınıfı arasında hukuki eşitliği sağlamak ve gelenek hukukunu yazılı hale getirerek belirsizliği ortadan kaldırmak amacıyla hazırlanmıştır.