tubetranscript.io

BAUGO · Transcript · · Updated

HUK1005 - Genel Hukuk Bilgisi 1.Hafta Part.1 – Transcript

Video by BAUGO · Watch the original on YouTube

Video thumbnail: HUK1005 - Genel Hukuk Bilgisi 1.Hafta Part.1
Source video on YouTube · Transcript generated automatically and may contain errors.

Use this video with Pro

Reading, copying and transcript downloads are free. Create saved AI results for this video with a signed-in Pro account ($9/month).

Transcript

Search ignores accents. All transcript text stays visible.

Evet, değerli arkadaşlar, hukuk bin beş, genel hukuk bilgisi dersini bu dönem birlikte göreceğiz. Bu ders kapsamında neler işleyeceğimiz neler yapacağımızı size anlatmadan önce, genel bilgi vermeden önce, önce kendimi tanıtayım. Benim adım Sinan Altınç.

Ben hukuk vakitesi de ceza ve ceza muhakeme hukuk ana bilim dalında doktor öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım. Uzmanlık alanım ceza hukuku olduğu için genel hukuk bilgisi dersinde de ceza hukukuna ilişkin bilgileri sizlerle paylaşacağım.

Bu haftaki derste genel hatlarıyla ceza hukukunun nelerle ilgilendiğini, ceza hukuku derneği zaman aklımıza nelerin geldiğini ya da nelerin gelmesi gerektiğini birlikte göreceğiz.

Bu anlamda da size ceza hukukuyla ilgili bir giriş dersi yaptıktan sonra, sonraki ikinci ve üçüncü derslerde de ceza hukukunun diğer alanları ya da alt alanlarıyla ilgili olarak bir takım bilgileri sizlerle paylaşacağım.

Şimdi konuya başlarken öncelikle şunu ifade edeyim. Hukuk bin beş genel hukuk bilgisi dersinde benim alanım ceza hukuku olduğu için evvela ceza hukukunun ne anlama geldiğini ve ceza hukukuna neden ihtiyaç olduğunu anlatmak istiyorum.

Bu konuda bilgi vermek istiyorum. Ve bunu yaparken de aranızda bile hukukla ilgili daha önceden bir eğitim alınamış olan arkadaşlar olduğunu da bildiğim için ya da tahmin ettiğim için bu hususla ilgili olarak yani hukuk bilgisi olmayan arkadaşların da kolaylıkla anlayabileceği şekilde bazı noktalara değinmek istiyorum.

Şimdi toplum halinde yaşadığımız gerçeğini unutmamız lazım. Toplum halinde yaşamak insanlar için zorunlu ve doğal bir durum. Bunun sebebi insanların ihtiyaçlarına, tek başlarına karşılayabilmelilerinin pek de mümkün olaması.

İnsanlar ancak bir arada yaşadıkları vakit bir şekilde ihtiyaçlarını karşılayıp hayatta kalabiliyorlar. Belki bu günümüzde çok fazla göze çarpmıyor ama eski çağları ya da eski dönemleri düşündüğümüz zaman bunun çok daha insanlar için çok daha büyük bir ihtiyaç olduğunu anlamamız gayet mümkün bir husus.

Fakat bir yandan da şöyle bir durum var. İnsanlar bir arada yaşamakla yükümlüler ya da bir arada yaşamak zorundalar. Ama bir arada yaşadıkları vakitte özgürlüklerine, özgürlük alanlarına birtakım sınırların getirmesi de kaçınmaz bir gerçek.

Çünkü insanlar bir orada yaşadıklarında insanların birbirlerinin haklarına cihayet etmediği ya da saygı göstermediği kendi özgürlük alanlarını olabildiğince genişletmek ya da geniş şekilde kullanmak düşüncesiyle hareket ettiklerini tarih boyunca gördük.

Dolayısıyla insanların bilhassa başkalarının özgürlük alanlarına müdahale ettikleri vakit bunu yapamamaları ya da yapmamaları gerektiğinde düşünüyoruz.

Demin de söylediğim üzere insanların bir arada yaşayabilmeleri için bazı özgürlüklerine birtakım sınırların getirmesi gerektiğini yıllar boyunca, hatta 100 yıllar boyunca dile getirdik ya da getirilmiş durumda.

Bundan dolayı yani insanların bir arada yani toplum halde yaşamalarının beraberinde birtakım çatışmaların meydana gelmesi, gerçekini beraberinde getirmesinden dolayı

bu çatışmaların çözümlenmesi gerekiyor. Diğer bir de işte toplumsal yaşamın barış içinde devamı bu çatışmaların yani bir arada yaşayan insanların kendi aralarında bilhassa birbirlerinin özgürlük alanlarına müdahale ettikleri durumlarda ortaya çıkacak olan çatışmaların çözümlenmesine bağlı.

Bir toplumda yapılan bazı hareketler her ne kadar ilk bakışta sadece hareketin yöneldiği kişiyi ilgilendiriyormuş gibi görünse bile bunun böyle olmadığı bu birtakım hareketlerin aslında toplumun bazen tüm kesimlerini bazen de önemli bir kesimini ilgilendirdiğini görüyoruz.

Bir örnek vermek gerekirse şu anda bir kimseye hakaret edildiği vakit yani bir kimseye kanun ifadesiyle o kişinin saygınlığını, o kişinin onunu, haysiyetini rencide edebilecek bir isnahtta bulunuldu.

Veya bir kimseye sövülerek o kişinin rencide edildiği durumlarda aslında bakarsanız sadece o kişiyle yani bu söz veya dalmışa muhatap olan kişiyle bu söz veya dalmışa gerçekleştiren kişi arasında bir mesele olduğu fikri aklımıza gelebilir.

Ama şöyle bir gerçek var ki bir kimse böyle bir fiyle bir başkasına karşı işlediği zaman bu suç olarak düzenleniyor ki birazdan suç dediğimizde ne kastettiğimizi ya da ne kastetmek istediğimizde anlatacağız.

Bu nedenle eğer bir fiil ilk bakışta sadece hareketin yöneldiği kişiyi ilgilendiriyormuş gibi görünse bile aslında toplumun tüm kesimlerini ilgilendiriyorsa o vakit bu fiilin ya da toplumsal yaşamı düzenini bozabilecek,

bu fiilin ortadan kaldırılması veya bu fiil sonucunda ortaya çıkabilecek olan çatışmaların çözme kavuşturması gerekir. Bu nedenle toplumsal boraşın sağlanması için bu hareketleri yapanlara bir tatım yaptırımların uygulanması gerekir.

Ceza adı verilen bu yaptırımlar ki ceza hukukunun alanına yavaş yavaş giriyoruz şu anda. Ceza adı verilen bu yaptırımlar bu tür fiilleri işlemek eğiliminde olanları korkutarak onların harekete geçmelerini önlediği gibi hali hazırda bu fiil işlemiş olanların da cezalandırılmak suretiyle ustalanmalarına

ve bu şekilde topluma zarar verecek davranışlarını tekrarlamaktan kaçınmalarına yardımcı olur. Ceza hukuku sosyal düzenine karşı olan hangi davranışların suç olacağını belirler ve suçun hukuki sonucu olarak onu cezale tehdit eder.

Ceza hukuku hakların korunması vasasıyla toplumun mutluluğunun gerçekleşmesine ve hukuki barışın korunmasına hizmet eder.

Yine ceza hukuku toplumsal barışın sağlanması için yapılması veya yapılmaması zorunlu olan fiillerle yani suçlarla bunların yaptırımlarını ve bu yaptırımların uygulanması için izlenecek esasları gösteren hukuk dalı olarak tanımlanabilir.

Burada aslında kastetimiz şey şudur. Daha sonraki derslerde ya da ilerge açıklamalarda sizlere anlatmaya çalışacağım gibi suç dediğimiz yani ceza kanunlarında ya da Türk ceza kanununda açıkça düzenlenmiş olan fiiller bazı hallerde bizlere belli yönde hareket etmek

ya da hareket etmemek yükümlülüğü yükler. Buna bir örnek olarak Türk ceza kanununun 81. maddesini verebiliriz. Türk ceza kanununun 81. maddesi kastin öldürme suçunu düzenlemektedir ve bu suç suçlar arasında en bilinenlerden bir tanesidir.

Peki kanun koyucu Türk ceza kanununun 81. maddesini düzenlemek suretiyle ne yapmak istemiştir? Kanun koyucunu yapmak istediği şey şudur. Bize yani bu kanunun bağladığı kişilere kimseyi öldürmeyeceksiniz emri vermektedir.

Yani bize yapmayacağımız, yapmamamızın zorunlu olduğu bir fiili söylemektedir. Öldürmeyeceksin öldürürsen kanun bunu cezalandırıyor demektedir.

Bazı durumlarda da ki örneğin Türk ceza kanunun 257. maddesinde görüldüğü gibi kanun koyucu bize bir şey yapmamızı söylemektedir. 257. madde ki 257. madde'nin son fıkrası aslında görevi ihmal suçunu ortaya koymaktadır.

Bir kamu görevlisi görevi neyse eğer bu görevini yerine getirmezse ya da gerektiği gibi yerine getirmezse kanun koyucu bu kamu görevlisi cezalandırmaktadır. Müthim 257. maddeye baktığımız zaman kanun, Türk ceza kanun 257. maddesine baktığımız zaman bunu şu şekilde görüyoruz.

Frequently asked questions

Ceza hukuku, toplumsal barışın sağlanması için yapılması veya yapılmaması zorunlu olan fiillerle yani suçlarla bunların yaptırımlarını ve bu yaptırımların uygulanması için izlenecek esasları gösteren hukuk dalıdır.

Ceza hukuku maddi ceza hukuku ve şekli ceza hukuku olmak üzere ikiye ayrılır.