tubetranscript.io

BAUGO · Transcript · · Updated

HST1001 - 2.Hafta 1.Bölüm – Transcript

Video by BAUGO · Watch the original on YouTube

Summary

AI-generated from the transcript. Verify details against the source video.

  • Osmanlı Devleti'nin 17. ve 18. yüzyıllara kadar varan tecrübe birikimi, Atatürk ilkeleri ve cumhuriyet reformlarının temelini oluşturur.
  • 1897 yılındaki Dömeke Meydan Muharebesi sonucunda Osmanlı Devleti savaşı kazanmış ancak yapılan anlaşmayla Girit'e özerklik verilmiştir.
  • yüzyıldan itibaren üst üste alınan askeri yenilgiler, toprak kayıpları ve coğrafi keşiflerin etkisiyle Osmanlı Devleti'nde ekonomik gerileme başlamıştır.
Video thumbnail: HST1001 - 2.Hafta 1.Bölüm
Source video on YouTube · Transcript generated automatically and may contain errors.

Use this video with Pro

Reading, copying and transcript downloads are free. Create saved AI results for this video with a signed-in Pro account ($9/month).

Transcript

Search ignores accents. All transcript text stays visible.

Değerli öğrenciler, değerli arkadaşlar. Şimdi eee dersimizin ikinci haftasındayız ve eee bu haftaki konu başlığımız Osmanlı çağdaşlaşma tarihine bir bakış. Tabii ki derslerimizin adını ben size geçen hafta da söyledim.

Atatürk ilkeleri ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi. Ha, ama böyle bir başlığı açmamızın gerekçesini de geçen hafta kısmen söyledim ama yine de tekrarlamakta fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü eee ister Atatürk ilkeleri veya isterse cumhuriyet reformları diye ifadelendirelim. Bütün bunların Osmanlı

devletinin 17. 18. yüzyıllarına kadar varan bir tecrübe birikimi vardır. Yine hatırlarsanız geçen haftaki dersimizde tarihin bir tecrübe birikimi demek olduğunu, bu tecrübe birikiminden eee yararlanmanın gerektiğini, yoksa insanın eee ve toplumların veya siyasetin aynı hataları tekrarlayacağını ve bunların sürekli eee semeresini ve

bedelini ödeyeceğini söyleyebiliriz. Çünkü yine şöyle güzel bir söz vardır. Tarih ders verir ama dersinin ücretini peşin alır derler. Ha, tarih ders verir. Eee dersinin ücreti nedir? Eee bu çok ciddi bir kayıp olabilir.

Ülkenin bütünlüğü parçalanabilir. Egemenlik hakları kaybolabilir. Memleket işgal ve istila altına düşebilir. Toplum çok büyük bir bunalım ve buhran içerisine yuvarlanmak suretiyle çok büyük kayıplara uğrayabilir.

Bir örneklemek lazımsa, mesela Girit meselesi Osmanlı'nın son döneminde işte gittikçe konu edeceğiz bu derslere yavaş yavaş, Girit meselesi üzerinden Osmanlı Devleti'nin tutumu ve politikasını kısaca bir hatırlayalım. Girit'te, Girit meselesi Yunan Devleti'nin 1829'da kuruluşundan sonra ortaya çıkmış önemli problemlerden birisidir. Nedir?

Yunanistan Girit'i kendine ilhak etmek istemektedir. Tabii ki Osmanlı Devleti de toprak bütünlüğünü korumak istemektedir. Ve büyük devletlerin Ortadoğu çıkarlarını da bu anda hesaba katmak lazım. Çünkü onların yönlendirmeleri ve destekleriyle Yunanistan politik cesaret kazanmaktadır ve Osmanlı Devleti de kendisine bu politika çerçevesinde yöneltilen

tehditlerle, kısıtlamalarla da büyük sıkıntılar çekmektedir. Şu son söylediğim cümleler bugün de size tanıdık gelmelidir. Dünya düzenine düzenini tanzim etmek iddiasında olan devletlerin bu iddialarını gerçekleştirme

imkanları nerelerdedir? Ordularındadır. Ekonomik güçlerindedir. Sermayelerindedir. İşte bunlar o yıllarda Osmanlı Devleti'ni tehdit etmiyor mu?

Ediyor. Tabii ki kapitülasyonlarla, ekonomik imtiyazlarla veya doğrudan savaş açmak suretiyle veya işte bahsettiğimiz üzere Yunan çetelerini Girit'te teşkilatlandırmak suretiyle aynı şeyi bugüne projekte edin.

Pekala bir güçlü devletin lideri öbür devlete sizi mahvederim diye gözdağı verebiliyor mesela. Veya büyük borç altına sokmak suretiyle günümüzde ekonomik tetikçilik diye bir olaydan bahsediyorlar. Ha şimdi biz bunlara girecek değiliz.

Ama Girit meselesinde kaldık. Orayı unutmayalım. Neticede ne olur? 1897 yılında Osmanlı Devleti ve Yunanistan savaşmak zorunda kalırlar ve bir haftada Dömeke Meydan Muharebesi, Teselya Muharebeleriyle Türk orduları Atina'ya kadar girerler.

Ve Yunanistan daha kurulalı 1830'da kuruldu işte 29-30'da. 1897 60 yıl oldu. Yıkılıyor Yunanistan. E Yunanistan kendi kendini kurmadı ki.

Yani Yunan halkı bir zafer kazandı da devlet kurmadı ki. 1820 Mora İsyanı'ndan sonra Mora isyancıları Yunan Osmanlı ordusu tarafından bastırıldı.

Ama Rusya buna rağmen Osmanlı Devleti'ne ültimatom vererek Yunanistan'ın yani Mora Yarımadası'nın bağımsızlığını talep etti. Tabii Osmanlı bunu doğal olarak tabii ki reddedecek yani.

Tabii ki reddedecek. Hangi ülke üzerinde bulunduğu topraklar için "Ya bu 100 yıl sonra buralar benim elimde çıkar." diye politika üretir mi? Yunanistan bile İzmir'i işgal ettikten sonra 1922'ye kadar olan 5 yıllık süreçte Batı Anadolu'daki işgalinde bütün idari sistemini vali atamalarını Atina'dan yaptı. Bu toprakların Yunanistan'a ilhak olduğunu

ilan etti. Milli Eğitim müdürlerini Atina'dan Roma olarak tayin etti. Okullardaki dersleri bile değiştirdi. Helence dersi koydu oralara. Tarih derslerini, edebiyat derslerini, müzik derslerini değiştirdi. Yani oralar hemen Yunanistan'ın Yunan bir parçası oldu Anadolu'da hemen. Hemen 5 yılda. Ya tabii ki onlar 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkarken "Ya biz buralardan 5

sene sonra geri çekiliriz." diye düşünür mü? Ebedi diye geldi tabii ki. Netice itibarıyla tabii Türkler de vatanlarını koruyacaklar gayet tabii ki. Ha bakmayın şimdi Yunanistan şimdi o günleri Türklerin soykırımı diye ilan ediyor. Bu sene de bu ilan edişlerinin 100. yılı.

19 Mayıs 1919'un 100. yılıyız bakınız. Takip edin. Tarih dersi hani sırf kitaba hapsolmasın dersleriniz. Basını takip edin, haberleri takip edin. Bu hususta.

Evet. Evet Girit. 1897 Osmanlı savaşı kazandı fakat Rusya devri şey diğer devletler devreye girdiler ve yapılan anlaşmanın sonucunda Girit'e özerklik verildi.

Yani niye savaş oldu? Sınırlar aynı kaldı. Ha netice itibarıyla ne var? Zor var. Güç var. Siyasi ilişkilerde güç denen bir şey var.

E bu laf bazen fütursuzca nasıl bugünkü büyük devletlerin temsilcilerince telaffuz ediliyorsa o gün de ediliyordu. Nitekim 1909'da Avusturya bugünkü Bosna Hersek olan toprakları işgal ettiğinde İstanbul'da Avusturya büyükelçisine soruluyor.

Ne hakla buraları işgal ettiniz diye. Verdiği cevap aynen şu. Bu kelime İnönü'nün dediği gibi İsmet Paşa'nın dediği gibi milli mücadeleyle ilgili olarak bazı olayları hatırlatarak dediği gibi gençlerin kulağından hiç çıkmamalı diyor. Çünkü kendisi öyle diyor. Lord Curzon'un kendisine söylediği bir cümleyle ilgili olarak Curzon'un bu cümleleri diyor ölünceye kadar kulağımdan gitmedi diyor.

Evet. Avusturya elçisinin verdiği cevap nedir biliyor musunuz? Haklıyız çünkü güçlüyüz. E bunu unutmayacaksın. Tabii o zaman da bugün bir büyük devletin başkanı veya bilmem elçisi şusu busu böyle bir laf ettiğinde ooo nasıl oluyor diye şeyi yok yani.

Bir gerçekliği yok. Girit gitti. Haa ondan sonra ne oldu? 1. Balkan Harbi'nde 2. Balkan Harbi'nde bir adalar sorunu yaşadık. Efendim arkasından Kıbrıs sorununu yaşadık ve Türk ordusunun müdahalesiyle olaylar Yunan politikasının istikametinden döndürüldü ve bağımsız bir Kıbrıs devletine döndü ve hala da devam ediyor.

1974'ten işte 2014 deseniz 50-60 yıldan beri bakın devam ediyor. Ne oldu burada? Kıbrıs Girit'ten adalardan ders alınmazsa eğer Kıbrıs da gider demektir bu iş. Niye? Tarih çünkü verdiği dersin ücretini peşin alıyor. Nereyi peşin aldı?

Size Girit'te ders verdi ama Girit'i elinizden aldı. O zaman söylenen cümlelerle Kıbrıs meselesinde söylenen cümleler neredeyse tıpatıp aynıdır. Aynen şöyle: Girit bizim canımız, feda olsun kanımız.

Ben bu cümlelerin 1960'lı yıllarda aynısının Kıbrıs için söylendiğini hatırlıyorum. O bakımdan aynı cümlelerle neredeyse. Haa adalar için de aynısı. Demek ki bu tür cümlelerle ve sloganlarla protesto etmenin bir yararı olmuyor. Avusturya büyükelçisinin sözünü hatırlamak lazım demek ki. Netice itibarıyla tekrar geliyoruz ve Osmanlı

Devleti'nin bu tecrübeler zincirini demek ki iyi bilmek lazım. Ama biz tabii şimdi siyasi tarih veya askeri tarih anlatmıyoruz. Çağdaşlaşma tarihine giriyoruz ve Osmanlı Devleti'nin bu eee Avrupa ile olan dengesinin değişmesinden bahsedeceğiz.

Bu münasebetler dengesi bu gerekçeler 17. yüzyılın başlarından itibaren ortaya çıktı ve şöyle maddelemek mümkün. Eee, 17. yüzyıldan itibaren üst üste alınan askeri yenilgiler ve toprak kayıpları artık statünün değiştiğini gösteriyor Osmanlı Devleti'ne. İkinci

Frequently asked questions

Girit meselesi Yunan Devleti'nin 1829'da kuruluşundan sonra ortaya çıkmış önemli problemlerden birisidir.

1897 yılında Osmanlı Devleti ve Yunanistan savaşmak zorunda kalmıştır.

Avusturya elçisi bu soruya aynen haklıyız çünkü güçlüyüz şeklinde cevap vermiştir.